Prof. Dr. Neşet TOKU

Tortum/Erzurum’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini müteakip, 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. 1989’da mezun oldu. Aynı üniversitede 1995’te Doktora öğrenimini tamamladı. 2003’te Doçent; 2009’da Profesör oldu. Halen, Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır…

Yıkılupdur bu cihan sanma ki bizde düzele / Devleti çerh-i denî verdi kamu mübtezele / Şimdi ebvâb-ı saadetde gezen hep hazele / İşimiz kaldı heman merhamet-i Lem-yezel’e…     {III. Mustafa}

 Baş eğmeziz edâniye dünyâ-yı dûn içün / Allah’adır tevekkülümüz i’timadımız / Biz müttekâ-yi zerkeş-i câha dayanmazız / Hakk’ın kemâl-i lûtfunadır istinâdımız…     {Bakî}

Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir / Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten…   {Namık Kemal} 

Muarradır feza-yı feyzimiz şeyn-i temennadan / Bize dâd-ı ezeldir zîrden bâlâdan istiğna / Çekildik neşve-i ümitten tûl-i emellerden / Ol Mecnun’uz ki ettik vuslat-ı Leyla’dan istiğna…      {Abdullah Cevdet}

Sen sana ne sanırsan, ayruğa da onu san / Dört kitabın manası, budur eğer var ise…    {Yunus Emre

                                               

WEB kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

“Cumhuriyetin Temel İlkeleri” Üzerine

Demokrasi üzerine kaleme aldığı kitaplarıyla efsanevi bir üne sahip olan ABD’li siyaset teorisyeni Robert A. DAHL; siyasal sistem anlamında “cumhuriyet” ve “demokrasi” (respublicus – demokratia) ayrımlarının esas itibarıyla ait oldukları dillerden, Latince ve Yunanca arasındaki farktan ibaret olduğunu söylerken elbette sistemin Atinalılar tarafından icat edildiği günden bugüne pratikte değişik görünümlerinin bulunmadığını ve tedrici bir gelişim seyri takip etmediğini kastetmiyordu.[1] Kastettiği şey yönetim formunun bina edildiği temel ilkelerin hep aynı kaldığıydı. O ilkeler de “siyasî eşitlik” ve “rızaya dayalı yönetim”dir… Okumaya devam et

Güncel Yazılar, Siyaset, WEB kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Karl Marx’ın Siyaset Felsefesi

Sosyalizmin kurucu babalarından Karl Marx (1818-1883); Prusya Krallığı’nın (Almanya) Treves (Trier) kentinde, Yahudi haham bir aileye mensup olan fakat daha sonra Protestanlığı seçen, avukat/yargıç Herschel Marx’ın sekiz çocuğundan ikincisi olarak dünyaya gelmiştir. Treves şehri, on dokuzuncu yüzyılın başlarında, muhtelif nedenlerden ötürü, meskun Yahudiler arasında yoğun Hıristiyanlaşma hareketlerinin yaşandığı bir bölgedir. Alt tabakalara mensup Yahudilerin din değiştirmeleri pek fazla dikkat çekmezken, şehrin yargıcı Herschel Marx’ınki bir hayli dikkat çeker. Okumaya devam et

Genel Felsefe, Siyaset, WEB kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Jean-Jacques Rousseau’nun Siyaset Felsefesi

Jean-Jacques ROUSSEAU (1712-1778), şüphe yok ki on sekizinci yüzyıl Avrupa entelektüel tarihi üzerinde en derin etkiyi yaratan düşünürlerin başında gelmektedir. Başka hiç kimse hem hayatı hem de eserleriyle yaşadığı toplumda onun kadar heyecan uyandırmamış ve yine hiç kimse onun kadar statükoyu rahatsız etmemiştir. Aydınlanmanın sonuçlarına hem o kadar düşman hem de onun kazandırdığı siyasal kimlikten onur duyan Rousseau’dan başka bir düşünür bulunmamaktadır.  Okumaya devam et

Genel Felsefe, Siyaset, WEB kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

John Locke’un Siyaset Felsefesi

Liberal demokrasinin en önemli temsilcilerinden John Locke (1632–1704); I. Charles’ın İngiltere’de tahta çıktığı ve parlamento desteği olmaksızın ülkeyi yönetmeye teşebbüs ettiği günlerde, 1632’de Wrington-Somerset’te dünyaya geldi. İngiltere için bu dönem, aynı zamanda hem dinî tolerasyon hem politik ve ekonomik güçlenme hem de ulus-devlet transformasyonlarının yaşandığı dönemdir.  Okumaya devam et

Genel Felsefe, Siyaset, WEB kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Thomas Hobbes’un Siyaset Felsefesi

M0dern siyaset felsefesinin ilk temsilcilerinden Thomas Hobbes (1588-1679), iç savaşlarla çalkalanan on yedinci yüzyıl İngiltere’sinde yaşadı. İngiltere için bu dönem, barışçı yöntemlerle çözülemeyecek problemler üzerine bir mücadele dönemiydi. Temel problemlerden biri din kaynaklıydı. Anglikan Kilisesi bir devlet kilisesi olmakla itham ediliyordu ve hem piskoposluk örgütü hem de ayin biçimleri Roma Katolisizmi tarafından reddediliyordu. Nüfuzlu Protestanlar, Katolisizme alternatif olarak Presbiteryenizm akımını tercih ediyorlardı. Oysaki Kral I. James, Katolisizm yanlısıydı ve Protestanlığa karşıydı. İkinci temel problemse egemenlikle ilgiliydi. Egemenlik, Kral’a ait ve mutlak mı olmalıydı? Yoksa Parlamento’yla paylaşılıp meşrutî monarşi mi olmalıydı? Diğer temel problemse sosyal ve ekonomikti. Okumaya devam et

Genel Felsefe, Siyaset, WEB kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Siyasî iktidarların Tabii Ömürleri Üzerine

Sosyal bilimlerde iktidar (power) kavramı genellikle toplumsal ilişkilerde insanların davranışlarını kendi menfaatleri veya iradî tercihleri hilafına, şiddet ya da manipülasyon taktikleriyle farklı yönlere kanalize etme becerisi olarak tanımlanır. Kamusal organizasyonlarda, emretme yetkisini tekelinde bulunduran güç anlamındaki siyasî otorite (authority) de umumiyetle iktidar şeklinde tasvir edilir ise de otoritenin farkı, her halükârda meşruiyet (legitimacy) çerçevesinde uygulanmasıdır. Otorite meşruiyete endeksli değilse yalnızca iktidardır. Zorba bir muktedir; cebren ve hile ile iktidarını sürdürüyorsa meşruiyetinden bahsedilebilir mi? Okumaya devam et

Siyaset, WEB kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Bir Siyasal Sistemi Diğerlerine Tercih Üzerine

1942 yılında Birleşik Krallık’ta, hükümet tarafından hazırlattırılan bir raporda (The Beveridge Report) bireysel varoluşu çürüten beş büyük toplumsal kötülük (five giants: want, idleness, squalor, ignorance, disease) şöyle sıralanmaktadır: Mülkiyet dağılımından neşet eden yoksulluk, istihdam imkansızlığından kaynaklanan işsizlik, barınacak yer temin  edememekten doğan sefalet, eğitim eksikliğinden hasıl olan cehalet ve yetersiz sağlık hizmetlerinden türeyen bin bir çeşit hastalık… Denilebilir ki İngiltere’de toplumsal yeniden yapılanmaya ve refah devleti (welfare state) de denilen sosyal devlete karşılık gelen “çağdaş (contemporary) siyasal sistem”in inşası; bu beş büyük toplumsal kötülüğe dair önerilen çözümler sayesinde mümkün olmuştur. Okumaya devam et

Genel Felsefe, Siyaset, WEB kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Otokratik Yönetimin Kaynakları Üzerine

Otokrasi; tek-adamın şahsında temerküz eden siyasal egemenliğin ya da devlet erkinin, tebaa ya da yurttaş olan insanların rızası aranmaksızın, yukarıdan aşağıya doğru topluma dayatıldığı yönetim tarzını ifade eder. Hiyerarşik emirlere sorgulanmaksızın itaat ya da askerler gibi emir-komuta zincirinde astın, üste bağımlılığı yönündeki katı ısrar otokrasinin temel niteliğidir. Bu nevi bir sistemde yönetimin icraatlarının meşru ya da gayrimeşruluğunu denetleyebilecek herhangi bir merci yoktur. Devletin yürütme fonksiyonu da yasama fonksiyonu da yargı fonksiyonu da otokrat idarecinin keyfine bağlıdır. Okumaya devam et

Genel Felsefe, Siyaset, WEB kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Kutsal Metinlerin Eleştirilemezliği Üzerine

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü ARSLAN; AKP iktidarının meclisteki çoğunluğuna dayanarak yasalaştırdığı 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na dair, bazı hususları iptal eden Anayasa Mahkemesi kararından ötürü, İçişleri Bakanı Süleyman SOYLU’nun kast-ı mahsusa ile (maksadını aşarak değil) kendisine yönelttiği eleştirilere cevap sadedinden yazdığı metinde şöyle bir cümle de kullanmış: “Yargı kararları, özellikle AYM kararları kutsal metinler değildir, eleştirilebilir…” Yani, AYM kararları eleştirilebilir ama kutsal metinler eleştirilemez…Merakı mucip bir ifade değil mi? Okumaya devam et

Güncel Yazılar, İslam Felsefesi, WEB kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Tarikatların, Din İstismarı Üzerine

Medyaya yapmış olduğu; “Hele İslamî devlet olsun, en güzel sarığı biz saracağız, en güzel cübbeleri biz giyeceğiz… O kisveyi taşıyacağım diye devletten, hizmetten, ticaretten kopmak yok… Biz devleti, makamları bıraktığımız zaman oraya ne idüğü belirsizler geliyor… Ne idüğü belirsizler karar mekanizmalarına geçince Müslümanlar sıkıntı çekiyor… Devletin kontrol mekanizmalarında olmamız lazım… Başörtü meselesi çözüldü değil mi? Ayasofya için Tayyip Bey (Cumhurbaşkanı) bekleyin dedi, Ayasofya açıldı… Sarık ve cübbenin de vakti gelecek…” mealindeki cümleleriyle meşhur Sakarya, Akyazı ilçesinde faaliyetlerini sürdüren Uşşakî Tarikatı’nın şeyhi, on iki yaşındaki bir kız çocuğunu tacizden tutuklanınca din istismarı mevzusu Türkiye’de bir kez daha gündeme geldi… Okumaya devam et

Ethik, Güncel Yazılar, İslam Felsefesi kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı