Prof. Dr. Neşet TOKU

Tortum/Erzurum’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini müteakip, 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. 1989’da mezun oldu. Aynı üniversitede 1995’te Doktora öğrenimini tamamladı. 2003’te Doçent; 2009’da Profesör oldu. Halen, Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır…

Yıkılupdur bu cihan sanma ki bizde düzele / Devleti çerh-i denî verdi kamu mübtezele / Şimdi ebvâb-ı saadetde gezen hep hazele / İşimiz kaldı heman merhamet-i Lem-yezel’e…     {III. Mustafa}

 Baş eğmeziz edâniye dünyâ-yı dûn içün / Allah’adır tevekkülümüz i’timadımız / Biz müttekâ-yi zerkeş-i câha dayanmazız / Hakk’ın kemâl-i lûtfunadır istinâdımız…     {Bakî}

Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir / Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten…   {Namık Kemal} 

Muarradır feza-yı feyzimiz şeyn-i temennadan / Bize dâd-ı ezeldir zîrden bâlâdan istiğna / Çekildik neşve-i ümitten tûl-i emellerden / Ol Mecnun’uz ki ettik vuslat-ı Leyla’dan istiğna…      {Abdullah Cevdet}

Sen sana ne sanırsan, ayruğa da onu san / Dört kitabın manası, budur eğer var ise…    {Yunus Emre

                                               

Genel kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Sözde “İslamî Siyasî Model” Hilafet Üzerine

AYASOFYA CAMİİ’nin ihtilaflı siyasî mülahazalarla 1934 yılında, o günün muktediri, partili cumhurbaşkanı ATATÜRK tarafından müzeye dönüştürülmesi nasıl yerli yersiz bir takım eleştirilere yol açmışsa 24 Temmuz 2020 itibarıyla yine ihtilaflı siyasî mülahazalarla bugünün muktediri, partili cumhurbaşkanı ERDOĞAN tarafından tekrar ibadet haneye çevrilerek asli hüviyetine kavuşturulması da yerli yersiz bir takım eleştirilere sebep olmaktadır. Okumaya devam et

Genel, Güncel Yazılar, Siyaset kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Siyasette Başarı Üzerine

Klasik-geleneksel düşünürler umumiyetle devleti “ahlakî değerlerin tecessüm etmiş hali, müşterek iyiliğin en yüksek görünümü ve itaatin mutlak gerekli olduğu kutsal bir kefalet” şeklinde görüp, siyaseti de yöneten-yönetilen ilişkisine yönelik bir erdemli toplum projesi olarak değerlendirirken; modern düşünürler, onu ya “meşru şiddeti tekelinde bulunduran güç” yahut “egemen sınıfın baskı aracı” ve yahut da “soyguncu bir çete” şeklinde görüp, siyaseti de erdemsiz toplum projesi diye değerlendirmektedirler. Okumaya devam et

Genel, Güncel Yazılar, Siyaset kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Sıradanlığın Kötülüğü Üzerine

Sıradanlığın Kötülüğü” ifadesi; Hannah ARENDT’in, Türkçe’ye “Kötülüğün Sıradanlığı” başlığıyla çevrilen, “Eichmann in Jerusalem A Report on the Banality of Evil” adlı kitabından mülhem… Orijinali rapor olan bu çalışmasında ARENDT; özelde, Nazi Almanya’sında, nihai aşamada soykırıma dönüşen Yahudi tehciri olayının organizatörü SS Subayı Yarbay Adolf Eichmann’ın, mağlubiyetle sonuçlanan İkinci Dünya Savaşı sonrası, savaş suçlularının yargılandığı Nürnberg Uluslararası Askeri Mahkemesi’nden ve kendisiyle ilgili verilebilecek “ölüm cezası”ndan kurtulabilmek maksadıyla göz altındayken firar edip saklandığı Arjantin, Buenos Aires’te, İsrail ajanları tarafından Mayıs 1960’ta yakalanarak, kaçırılıp, getirildiği Kudüs’te, İsrail mahkemelerinde yargılandığı dava safahatını; geneldeyse totalitarizm ideolojisinin Almanya’da nasıl olup da yeşerebildiğini, kimlerin sayesinde nasıl yol aldığını, iktidarını kimler sayesinde nasıl sürdürdüğünü ve mukadder akıbetinin ne olduğunu tahlil etmektedir.[1]  Okumaya devam et

Genel, Güncel Yazılar, Siyaset kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Muhafazakâr-Demokratlar Bu Hale Nasıl Düştü?

3 Kasım 2002 seçimlerini kazanarak iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin; Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde bir hayli katkıda bulunduğu elbette inkâr edilemez. Bu katkının; 2010 Referandumu ile sona erdirilen “askeri vesayet” sonrası dönem, Genel Başkan R. Tayyip ERDOĞAN’ın “ustalık dönemi” olarak nitelendirdiği 2011 yılına kadar sürdüğü de pekâlâ söylenebilir. Okumaya devam et

Güncel Yazılar kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Siyasal Sistemin İstikrarı Üzerine

İhtiyaçlarını tek başlarına karşılayamadıkları için toplum halinde, birlikte yaşayan insanlar; aralarında doğrudan veya dolaylı, iradî ya da gayrı iradî belirli ilişkiler kurarlar. Söz konusu ilişkilerin içerisinde cereyan ettiği sosyal yapı; bir yandan işbirliği ve kollektif eylemlerle bağlantılıyken diğer yandan da çatışma ve uzlaşmazlıklarla bağlantılıdır. Bu nedenden ötürüdür ki yapısal ilişkilerde işbirliği değil de çatışma ön plana çıkarsa toplumun kendini kısır mücadelelerle tüketmemesi maksadıyla uzlaşmazlıklara şöyle ya da böyle gem vuracak, müşterek hayatı muayyen bir düzen çerçevesinde sürdürmeyi sağlayacak, fertlerin ve grupların (tabakaların veya sınıfların) üstünde duran ya da durduğu kabul edilen buna istinaden de kamu adına, kamuyu ilgilendiren her hususta emretme yetkisini tekelinde tutan bir merkezî güç tesisi gerekli olur. Okumaya devam et

Felsefe, Genel, Makaleler, Siyaset kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Coronavirus Karşısında Bilim-Perestler ve Menfaat-Perestler

Aralık 2019‘da Çin‘in, Wuhan kentinde ortaya çıkan ve bilahare tüm dünyaya hızlı bir şekilde yayılan salgın hastalık Coronavirus (COVID-19)Mart 2020 itibarıyla Avrupa üzerinden İstanbul’a seyahat eden bir şahıs vasıtasıyla maalesef Türkiye’ye de sıçradı. Wuhan’da, her türlü hayvanın satıldığı (yılan, çıyan, yarasa, kedi, köpek, vs. vs.) bir pazarda; hayvanlardan, insanlara bilahare de insanlardan, insanlara bulaşan, solunum yolu belirtileri ile (ateş, öksürük, nefes darlığı) görülen bu hastalık, küresel ölçekte son yılların en büyük sağlık krizine dönüşmüş durumda.  Okumaya devam et

Felsefe, Genel, Güncel Yazılar, Siyaset kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Felsefenin Temel Fonksiyonları Üzerine

Bilgi; insan zihninin, düşünülebilen şeylerle (ideler ya da objeler) arasında kurmuş olduğu bağdır. Bu bağ; insanın düşünme evrenini ifade eden mantık zemininde gerçekleşir. Düşünme evreninin yani mantığın unsurları; kavramlar, hükümler (önermeler–tanımlar) ve akıl yürütmelerden müteşekkildir. Kavram; idenin ya da objenin zihindeki tasavvurudur. Hüküm; kavramın hassasının, öz-anlamının belirlenmesi yani tanımıdır (definition). Akıl yürütmeler ise hükümler arasında ilişki kurma indüksiyon, analoji veya dedüksiyondur. Okumaya devam et

Felsefe, Genel, Makaleler kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Muhacir-Ensar Retoriği ve Suriye Mültecilerinin Dramı

Aristoteles’e göre; retorik, doğru ya da yanlış herhangi bir konuyla ilgili olarak muhatap kitleyi ikna etmeyi sağlayan sanattır. Temel işleviyse sözlü anlatımın ya da değerlendirmenin realiteye uygunluğunu ispatlamak (demonstrasyon) değil, sofistike akıl yürütme ile hatibin argümanlarının kabulünü sağlamaktır. Mesela, Antik Yunan dünyasında yaşayan ilk retorikçi hatiplerin; “Evrende hareket yoktur.” argümanından  hareketle “O halde Akhilleus yarıştığı bir kaplumbağayı geçemez.” hükmünü ileri sürmeleri bu kabil bir akıl yürütmedir… Okumaya devam et

Genel, Güncel Yazılar kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Bir Siyasal Sistemi Diğerlerine Tercih Üzerine

1942 yılında Birleşik Krallık’ta, hükümet tarafından hazırlattırılan bir raporda (The Beveridge Report) bireysel varoluşu çürüten beş büyük toplumsal kötülük (five giants: want, idleness,  squalor, ignorance, disease) şöyle sıralanmaktadır: Mülkiyet dağılımından neşet eden yoksulluk, istihdam imkansızlığından kaynaklanan işsizlik, barınacak yer temin  edememekten doğan sefalet, eğitim eksikliğinden hasıl olan cehalet ve yetersiz sağlık hizmetlerinden türeyen bin bir çeşit hastalık… Denilebilir ki İngiltere’de toplumsal yeniden yapılanmaya ve refah devleti (welfare state) de denilen sosyal devlete karşılık gelen “çağdaş (contemporary) siyasal sistem”in inşası; bu beş büyük toplumsal kötülüğe dair önerilen çözümler sayesinde mümkün olmuştur. Okumaya devam et

Felsefe, Genel, Makaleler, Siyaset kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı

Ulu’l emr’e İtaat mi Hukuka İtaat mi?

Toplumsal düzen şüphesiz kurallarla kabildir. Tabi olunan kurallar muayyen tekil bir egemen gücün irade beyanı olabileceği gibi, aklıyla hakikati kavrayan eşit öznelerin uzlaşma ve mutabakatı anlamında kamusal gücün (hukuk-u ibad) irade beyanı da olabilir. Ancak düzenin varlığı adaletin varlığına da delalet etmez. Muayyen tekil bir egemen gücün irade beyanının alelıtlak gayrı adil olacağı elbette söylenemez. Onun; kendi çıkarlarını her şeyin üstünde tutan despotik bir tiranın irade beyanı olması ne kadar mümkün ise herkesin iyiliğini ve adaleti gözeten Platonik bir filozof kralın irade beyanı olması da o kadar mümkündür. Okumaya devam et

Güncel Yazılar, Siyaset kategorisine gönderildi | Yorumlar Kapalı