Hayata ve varlığa ait mitolojik, mistik ve teolojik açıklamaların, yerini rasyonel ve doğal nedenlerle yapılan açıklamalara bırakması üzerine Antik Yunan dünyasında tezahür eden felsefe, öncelikle insan denilen meçhulün mahiyetinin ne olduğunu, bir varoluş gayesinin bulunup bulunmadığını, otonom olup olmadığını ya da onu determine eden ilkeler varsa bunların açıklanıp açıklanamayacağını, fiziki ve metafiziki varlık alanlarıyla irtibatının gerçekleşme şeklini ve evrendeki yerinin nasıl belirleneceği meselelerini sorgulamaya ve anlamlandırmaya yönelmiştir.[1] Okumaya devam et