Siyasal sistemlerin tefrikini sağlayan kıstas, devletin kökeni ve meşruiyetinin ne olduğu sualine verilen cevapla ilgilidir. Klasik-geleneksel rejimlerden monarşi ya da aristokrasi, devletin kökenini Platon ve Aristoteles örneklerinde “eşitsiz doğallık”la, meşruiyetini de erdeme tekabül eden “felsefî bilgi” ile SalisburyliJohn ve Sir Robert Filmer gibi Hristiyan teologlar örneğinde de “ilahi takdir” ve “ilahi bilgi” ile temellendirirken; modern rejimlerden çoğunlukçu demokrasi ya da çoğunlukçu cumhuriyet ise en önemli temsilcisi olarak kabul edilen J. J. Rousseau örneğinde “toplum sözleşmesi” ve “milli (genel) irade” ile temellendirmektedir. Bu çerçeveden bakıldığında, klasik-geleneksel düşünürler için “Kim yönetmeli?” sualinin cevabı, bilgeler ya da seçkinler iken; çoğunlukçu demokrasi-cumhuriyeti savunanlar için milli (genel) iradenin temsilcileridir. Okumaya devam et